< kumtanesi - Blogcu




Te quiero

6/11/2009 Kategori : Videolar

Yorum (0)

*

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

ÇOCUKLARINIZI İYİ YETİŞTİRİN

6/11/2009 Kategori : Yazılar

Yorum (0)

 

Çocuklarınızı iyi yetiştirin.Doğruları söyletin.
Canı istemediği için çalışmadığında "elektrikler kesikti" demesin.
"Vazoyu kim kırdı" dediğinizde "ben kırdım" diyebilsin.

Sorumluluk almayı öğretin.
Sadece kendi üzerine düşeni yapıp kenara çekilmemesi gerektiğini; her zaman
her yerde herşeyden sorumlu olduğunu öğretin.
Birini ezmeden de yukarılara çıkabileceğini hatta bazen yukarılar denilen
şeyin, çıkılmasa da olur... bir yer olduğunu öğretin.
İlla birini örnek alsın diyorsanız; Hz. Muhammed (s.a.v) ' i öğretin.

Kızlarınızı iyi yetiştirin.
Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin.
Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını
öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin .
İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin.
Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin.
Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin.
"Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu, bunu giydirmez" diyen adamla
gurur duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin.
Arayıp: "Neredesin ? Kiminlesin? " vs.... diyen adama:
"Seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum? Haddini
bil"..... demeyi öğretin.

Oğullarınızı iyi yetiştirin.
Karşı cinse saygı duymayı öğretin.
Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin.

Dokunmaktan korkmamasını öğretin.
Sevmenin değer verme olduğunu öğretin.
Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.
Bütün gençliğini birileriyle beraber olmaya çalışarak geçirdikten sonra
kimseyle beraber olmamış birini bulup evlenmeye çalışmanın ikiyüzlülük
olduğunu öğretin.
Bulunmaz hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde
kumaştan yapıldığını; hiçkimseyi küçük görmemeyi öğretin.
ALINTI



Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

YAĞMUR YAĞACAK

6/11/2009 Kategori : Şiirler

Yorum (0)

 

Hava poyrazladı yağmur yağacak
Yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin
Yukarda
Küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü
Patladı patlayacak
Olanca hışmıyla kentin.

Sensin
Akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma
Her şey rengine göre kanar bilirsin
Tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi
Pespembe kanar
Ve her bir renkte kanayan gözlerin
Çınlatır Eluard’ın mısralarını orada
“İçinde uçtuğum gözlerin
Yolların gidişine
Dünyanın dışında bir anlam verdi.”
Demek oluyor ki bu dünyada olmak öyle derin
Öylesine anlamlı ki insan
Bizse bu anlamın işçilerinden ikisi
Yağmur yağacak.

Yarı karanlık odamız, üstelik soğuk
Isıtıcı bir soğuk bu, değişik
Sensin, bir yüzümde geziniyor şimdi yüzün
Bir elimizdeki kitaplarda
Şiirler okuyoruz bugün
Limanlık bir deniz gibi kıpırtısız önümüzdeki taş masa

Uykuya yatmış gibi bütün balıklar
Gemileri kaptansız tayfasız
Gidip gidip geliyor kimi zaman da
Anayurduna dağlara
Şiirler okuyoruz bugün.

Yaşlandık da ondan mı
Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa
Saatlendiriyoruz günü
Bölüyoruz dakikalara
Bir hiç oluncaya kadar bölüyoruz onu.
Bölüyoruz yani bütün mutsuzluklara
Bir yaprak saniyesi geçiyor usul usul
Penceremizden
Mavi mavi hatmiler parlıyor dışarıda
Dışarıda küçük bahçemizde
Ayak izleri gibi gökyüzünün
Hatmiler
Bırakıyoruz bu sessiz uyuma kendimizi
Derken bir mavi damar, bir dudak büküş
İyi anlaşılamayan bir ses sokaktaki
Çırpına çırpına yükselen duman
Bir tutam saçın öne düşüşü
Sanki bir sardunya bir yaz boyu ne kadarcık uzarsa
Kaça alınırsa bir tükenmez kalem
Doluyor içimize öyle
Hayatın birdenbire anlaşılması gibi bir duygu gürültüsü
Yağmur yağacak.

Yaşını çoktan aştım Orhan Veli’nin
Ölümle duruyorsa eğer yaşlanmak
Onun bir sonbahar yağmuruna gömülü ölüsü
Yağdı yağacak
“Ölünce kirlerimizden temizlenir
Ölünce biz de iyi adam oluruz...”
Sade ve ince
Dünyaya uzun parmaklarıyla dokundu dokunacak.

Yorulduğun zaman söyle
Susalım, hiç konuşmayalım istersen
Sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
Açık denizler gibidir zaten elimde
Her zaman ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
Hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
Şairlerin flaşları kalpleridir
Dışarıya da parlamalı biraz
Kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
Sensin, iyi anlarsın beni
Gözlerine başka türlü bakıyorum
Ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
Nemli bir tülbent olup buğulanıyor
Ve yaslı ve mahzun
Ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
Memleketimin gözleri
Yağmur yağacak.

Öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
Dam saçak demeyecek, yağacak
Yağacak bir hışım gibi canevine kentin
Kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
Patladı patlayacak
Alacak sonunda kendi rengini.

EDİP CANSEVER

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

SANMAKİ VAZGEÇİLMEZSİN

3/11/2009

Yorum (0)



Sanma ki vazgeçilmezsin
Unuturum;
Her şeyinle seni
Tıpkı seninleyken,
Senden öncesine olduğu gibi
Unuturum; ve Bir zamanlar sevdiğimi,
Hatıraları, yaşanan anları,
Ellerimdeki sıcaklığını
Silerim;
Kapayınca gözlerimi
Aklımı zorlayan hayalini,
Tavandaki resmini,
Dilimdeki ismini.

Kimselerin olmadığı bir yere gider,
Orada bırakır unuturum seni.
Ne gözlerin gelir,
Ne sözlerin aklıma.
Acımam hiçbir şeye !
Seninle dolduruyor vücudumu diye,
Söker kalbimi toprağa gömerim.
Tereddüt göstermeden unuturum seni
Her şey bir an
Kalmam yalnız
Tek ben değilim unutan
Diğer insanlar gibi
Değişmez hayatımda hiçbir şey
Böyle de mutlu olabilirim. . .

Ama; kimseler bilmez
En büyük yalancıların palyaçolar oldugunu
Yeniden yaratamam ki kendimi !
Eksik kalır bir yanım
Mani olamam,
Hatırlarım tekrar seni
iste o zaman unuturum kendimi...
Alıntıdır.....

Yorum (0) Yorum yaz

SEN AŞK NEDİR BİLMEZDİN

17/10/2009 Kategori : Şiirler

Yorum (0)

 

Sen aşk nedir bilmezdin

Gülüp geçerdin sevgilere uzaktan

Şimdi geniş bir bahçedir kalbin

Sevgiden, güzellikten, aşktan

Şimdi iri gözlerin arzu dolu

Yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı

Gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün

Geçen aşksız günlerin bıraktığı

Bir çeşme var aramızda görüyor musun

Tadılmamış hazlar serin sularda

Şimdi bahçende açan bir gül geceler

Şimdi gözlerin en güzel uykularda

Boynun beyaz mı beyaz, çıldırtası, öldüresi

Saçların daha parlak, daha bir kapkara

Her akşam bir ay doğuyor kirpiklerinden

Koşuyor ayakların şafaklardan şafaklara

Artık aşk dolu söylediğin şarkılar

Durmadan bir buğu yükseliyor sesinden

En çılgın sevdalara çağırıyor dudakların

Heder olmuş, uzun yıllar ötesinden

İçkilerin tadı değişti artık

Dünya, o köhne ve eski dünya değil

Sımsıcak bir ekmeği paylaşıyoruz seninle

Bu bir gerçek, hayal değil, rüya değil

Şimdi ümitlerimiz halkaları bir zincirin

Bir başka haz başlıyor biri bitti mi

Bana aşkı sen tattırdın, sen öğrettin

Oysa ki sen aşk nedir bilmezdin...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

TORUNUM BİRTANEM

14/10/2009 Kategori : Sevgi

Yorum (1)


DEĞERLİ ARKADAŞLARIM VE ZİYARETÇİLERİM
BLOĞUMA BIRAKMIŞ OLDUĞUNUZ  GÜZEL YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
AİLEMİZE MİNİCİK,
 CANIMDAN CAN,
AŞKLARIN EN GÜZELİ,ANNEANNESİNİN BİR TANESİ
ERKEK TORUNUM  GELDİ
MUTLULUĞUMUZA MUTLULUK KATTI
O NEDENLE SİZLERE  UZUN BİR SÜRE CEVAP VEREMEDİM  HEPİNİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM
UMARIM BENİ HOŞ GÖRÜRSÜNÜZGülümse
TORUN SEVGİSİNİ DERLERDİ EVLAT DAN DAHA BASKIN DİYE  HAKLILARMIŞ OLMAYAN HERKESE TATMALARI DİLEKLERİMLE
KUMTANESİSEMA

*

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz

CAN KATMAK NEDİR ?

5/10/2009 Kategori : Yazılar

Yorum (2)

 

CAN KATMAK NEDİR ?

Bir yürekte Can olabilir misiniz?
O yüreğe Can katabilir misiniz?
Bir CAN'IMMMM kelimesine
O yürekte bin anlam katabilir misiniz?
Gözlerde ışıltılar, pırıltılar görebilir misiniz?
Çalınmış zamanları renk renk yaşabilir misiniz?
Ellerin, gözlerdeki ışıltıların o yüreğin sıcaklığını
Birebir yansıttığını algılayabilir/algılaltabilir misiniz?
Ya, yüzlerce, binlerce renklerin dışında renkler bilir misiniz?
Can sesini duyduğunuzda; yüreğinizde ürperti ve
Titreşimlerin getirdiği telaşın midenize vuruşunu bilir misiniz?
İmge'lerin tadını bilir misiniz?
Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin
Yetersiz kaldığını bilir misiniz?
Dizlerinizin, omuzunuzun, göğsünüzün
Can ateşini arayışını bilir misiniz?
Avuçlarınızın, Can çiçeğinin ellerini,
Saçlarını, yüzünü özümleyişini bilir misiniz?
Saçlarına, gözlerine, burnuna, dudaklarına ve
Tenine dokunuşun hazzını bilebilir misiniz?
Kalabalıklarda sessizlik şarkıları söylemeyi bilir misiniz?
Ya ellerin dansını bilebilir misiniz?
Sıkıca sarmanın, yüreğe katmanın tadının haz'a dönüşümünü,
Onun dizlerinde, omuzlarında, sonsuza kadar kalmayı
Hatta; yok olmayı isteyebilir misiniz?
Yani; dostluğu+yüreği+ruhu+mantığı ve bedeni tek tek sırayla yaşamayı,
Yudum yudum yüreğe katmayı bilebilir misiniz?

Kim bilebilir ! Kim bilebilir ki?
Kim yaşamış ve yaşatmıştır, kim algılatmış ve algılamıştır ki,
Kimin gözleri acımıştır, kimin yüreği kanamıştır,
Kim deli yürek olmuştur, kimin yüreğine yağmurlar yağmış/yağdırılmıştır
Ve kim bu "misiniz" lere ve "kim" leri birebir yaşamsalına katmıştır ki?

:)) İşte bütün bunları sadece ama sadece
CANA CAN KATANLAR bilir, yani biz BİLİRİZ.

Ben biliyorum. Ya sen CANIM, ya sen ???

Alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz
« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »